[29-05-2010] AŞIK ALİCAN'IN ( ÖZLEDİM İNAN / BABAM ADLI YENİ ALBÜMÜ ÇIKTI. KASETÇİNİZDEN İSTEMEYİ UNUTMAYINIZ ----- 

Bir süredir programlarımı engelemeye çalışan, etkili olduğu çevrelerde program almamızı kısmende olsa engelleyen bazı egemen güçler, kula kulluğu kabullenmediğimizden ötürü bize düşman kesilen içimizde yobazlar var. O yüzden program listesi yayınlamıyorum. Saygılarımla

 

  1959 yılının sonlarında, o zaman Sivas'ın Hafik ilçesine, şimdi ise Tokat'ın Almus ilçesine bağlı olan Hubyar köyünde dünyaya gelir.

  Alican, daha küçücük yaşlarda müzikle iç içe olmaya başlar. Sülalesinde (emirgil) saz veya keman çalmayan kimse yok denecek kadar azdır. Babası İbrahim Çavuş’ta iyi bir ozan, iyi bir söz yazarı, amcasının oğlu Âşık Sadık’la birlikte o bölgenin en ünlü, en bilgili âşıklarından birisidir.

  Alican’ da bağlamayla babası sayesinde tanışır. Mızrap (tezene) tutmayı, bağlamanın tellerinde gezinmeyi ilk babasından öğrenir. Daha küçücük yaşlarda cemlerde zakirlik hizmetinde bulunmaya, düğünlerde, bayramlarda eğlence ortamlarında saz çalıp türkü söylemeye başlar.

  Alican bir yandan bir köylü çocuğu olmanın zorluklarını yaşamakta, ailenin en küçük çocuğu olarak kendisi için büyük yük olan rençperlikle ilgili her işe koşuştururken, bir yandan da onun için bir tutku haline gelen sanatını geliştirmeye çalışır.

  Müzik, Alican için öyle bir tutku haline dönüşür ki, bağlama çalmakla da yetinmez. Ara ara amcalarının kemanını çalmakta, koyunları kuzuları otlatırken de kaval çalmaktadır.

  Artık müzik onun hayatının bir parçası olmuştur.

  Alican’ın bu coşkulu hayatı fazla uzun sürmez. Onu dizinin dibinde büyüten, ona her güzelliği öğreten, yeri geldiğinde hocası, yeri geldiğinde arkadaşı olan büyük insan, sevgili babası onu bir anda yapa yalnız bırakır.

  Babasının ölümüyle bir anda dünyası yıkılır. Artık ona zevk veren her şey hüzün vermeye başlamış, onun için bir tutku haline gelen müzik aşkı da sona ermiş, sazını da eline alamaz olmuştur.

  Babasını kaybettikten sonra ancak bir yıl köyde kalabilen Alican, birçok Anadolu genci gibi o da gurbetin yolunu tutar ve İstanbul’a gelir.(Temmuz 1976)

  Gurbete gelen her genç gibi o da gelir gelmez ekmek derdine düşer. Artık köyündeki gibi ambarda senelik yiyecek yoktur. Senede birkaç ay rençperlik yapıp aylarca yemekte yoktur. Herkes gibi o da başlar ekmek kavgasına. Üç yıl ( 1976–1979 ) İstanbul’da özel sektörde işçi olarak çalışır ve askere gider.

  1979 –1981 döneminde, vatan borcu olan askerlik görevini yapan Alican, döndükten sonra biraz eşin dostun teşviki, birazda geçim derdini düşünerek, babası öldüğünde bıraktığı müzik hayatına yeniden başlar ve düğünlerde, kına gecelerinde amatörce saz çalıp türkü söylemeye başlar.

  Günler geçtikçe sanatında belli bir aşama kaydeder ve bir süre Arif Sağ müzik merkezinde müzik eğitimi yaptıktan sonra, daha profösyönel bir şekilde müzik yapmaya başlar.

  İmkânsızlıklar nedeniyle uzun yıllar kaset yapamayan Alican, ilk albümünü 2006 yılında Gümüş Müzik etiketiyle piyasaya sürer ve HUBYAR 2 adıyla çıkan bu albüm büyük bir beğeni toplar.

  Hemen iki yıl sonra 2008 yılında YANARIM / ANAM isimli yeni albümünü de müzik severlerin beğenisine sunar.

Sevgi dolu yüreğiyle yeni yeni eserler yapmaya da devam edecektir.

Tüm sevenlerine selamlar sevgiler...


Sitemiz Toplam
103057
Çoğul Kullanıcı Tarafından Ziyaret Edilmiştir...